Bir Baska Alem CHATLER VADISI HAYAL
  Siirler
 

BIRAKIYORUM.....

NE SENİ NEDE SEVGİNİ İSTİYORUM SENDEN.
SANAOLAN ÇOCUKSU SAF SEVDAMI
SANA BAĞLI CANIMI İSTİYORUM.
SANA EN BÜYÜK CEZA;YANLIZLIĞI
BIRAKIYORUM.....

GÖZLERİMDEN AKAN YAŞALARA DEĞİL..
SANA ACIYORUM..
YÜREĞİME SAPLADIĞIN HANÇERE DEĞİL
SENSİZ GECELERDE KURDUĞUM HAYALLERE
YANIYORUM...
SANA OLAN SEVDAMDAN DEĞİL...
KADERİMDEN KAÇIYORUM...
SANA EN BÜYÜK CEZAYI YANLIZLIĞI
BIRAKIYORUM

SANA SENSİZ YAŞAYAMAM DEMİŞTİM...
YAŞIYORUM...
SENSİZ GÖZLERİM GÜLMEZ DEMİŞTİM...
GÜLÜYORUM...
SENSİZLİK NEFES ALMADAN YAŞAMAKSA,
SENSİZLİK ACI ÇEKEREK GÜLMEKSE
YAŞIYORUM GÜLÜM
SENSİZLİĞE MAHKUM OLAN BENLİĞİMLE
....




 

SARI ÇİÇEĞİM

Ellerinden tutmak,
Gözlerine bakmak,
Saçlarını okşamak,
Başını omzuma yaslayıp

Seni Seviyorum, Seni seviyorum Sarı çiçeğim
Diyebilmek ve haykırmak isterdim.

El ele dolaşmak,
Aynı Yuvayı paylaşmak,
Aşkın gözü kördür deyip dolaşmak
Yeşil gözlerinde sarhoş olmak isterdim.

Seni Seviyorum, Seni seviyorum Sarı çiçeğim
Diyebilmek ve haykırmak isterdim.

Aramızda engeller var biliyorum
Ama seni çok çooook seviyorum.
Bu nasıl sevda bilmiyorum
Gönlüme zincir vuramıyorum.

Seni Seviyorum, Seni seviyorum Sarı çiçeğim
Diyebilmek ve haykırmak isterdim.

Adanalı Olmak


Dışar da yağmur
Bir kış günü,
Gece yarısı,
Yıldızlar çekilmiş;
Şimşekler çakıyor
Gökkubbe kudurmuş.
Üşümemek,
Titrememek eldemi!
Çok soğuk,
Zehmeri ayındayız.
Yaş oniki,onüç
Yeni yetmeyiz;
Bir fi tarihinde
Külhanlar toplanıyor
Bu ev de.
Taksiler geliyor
Sessiz sessiz,
Göremezsiniz, abilisli de!
Dolan ayı,
Dolun ayı,
Yer de,
Gök te,
Bu köyde;
Çıt yok
Şimşekten başka
Ses de,
Ses veren de.
Gecenin yarasaları,
Alemin efendileri,
Birer,ikişer
Usulca geliyor.
Müfrezenin yanın da,
Tam köy meydanın da,
Kafayı,komutana atmış.
Namıdeğer,Ceritlerinoglu
Halil ağanın dölü;
İsmet Özdemir.
Ağzını,burnunu dağıtmış;
Bilinen üçü,ölümle
Görünen onüçü,yaralamayla
Sonuçlanmış,
Dikenli bir yol;
Öyle bir hayat.
Duyanlara göre!
Bu hadise,
Çok da, hafif kalmış.....
Paşa paşa yatmış
Bir kafaya?
İnfazını da yakmış;
Yedi sene,sonraya dönmüş.
Geçmiş olsuna gelir,
Güzel dostları,
Hepsi jilet gibi;
Mongol gömlekli
Takım elbiseli.
Havlunun önü,
Tonla araba dolu,
Şavrole,fındık sekiz;
Altı silindir,derseniz!
Bulamazsınız,
Siyah ve beyaz
On'dan başka,
Renkte göremezsiniz.
Ağır ağabeyler,Abilisli de,
Salon da
Gürül gürül,yanıyor
Soba ortada.
Ciğaralar sarıldı
Sohbet koyu,
Ciğaralar yakıldı,
Muhabbet,bi milyon
Bir tur,dönüldü
Kafalar,iki milyon.
Bu alemin raconu
Ortama uyacaksın!
Yoksa uydururlar?
Uymayacaksan......
Gelmeyeceksin,katılmayacaksın;
Dışardan martaval da
Okumayacaksın.
Bir etek dibinde,
Sinip,öylece kalacaksın.
Yiğitler aleminde,
Kurtlar sofrasın da!
Dansöz gibi de;
Kıvırtmayacaksın.
Ağır taş,batman dövermiş......
Saygı da,kusura af yok.
Diller,dolandı çözüldü!
Sözler,geldi düzüldü!
İnce Cumaliye,Süleyman Sırrıya! ?
Yeni yetmeyiz,
Sessizce dinlemekteyiz,
Kurşunun,adres sormadığını;
Ta ezel'den öğrenmekteyiz.
Ölümün,yosuni kokusuna!
Ölümüne meraklıyız.
Barabellum,ummanla
Oralardan tanışırız.
Namı deger!
Çeto Zekeriya,asfalt Rızalar,
İşte bunlar,Adanalı
Sapına kadar,
Adanalı külhanlar.
Sonradan olma
Çakma değiller koçum?
Mangal gibi,
Yürekli olanlar..
Gerçek Adanalılar.
İsmet emmim
Adanalıyı sevmem demezmi!
Çıt yok
Sıcak oda da,
Buz gibi esinti.....
Tekrar tekrar,
Tane tane,
Üstüne,basa basa.....
Evet beyler, hoşgeldiniz;
Sefalar getirdiniz,
Adanalıyı,hiç sevmem
Ben, Adananın çocuğunu,
Öz çocuğunu severim.
Gerektiği yerde de
Onun yoluna,baş koyarım
Tarih de yazarım.
Yedi düvele,nam salanlar,
Koca vezir de,deveciler
Ceyhan da,Tarzan Mehmetler
Adananın,öz çocukları;
Sinan paşa,yavuzlar
Kiremithaneyi,hayal ettim.
Of be,of ki of......
Emek mahallesini,
Bir meydanı,
Yiğitler diyarını.....
İçime öyle çektim;
Bir ciğaranın,
Dumanı gibi.
Hürriyeti,gül bahçeyi
İliklerime kadar,soludum
Düş beyazı,
Bir hayal gibi,
Şu sıralar.
Dumlupınar da,
Yiğit,kaçağa düşmüş
Hökümetlerin giremediği!
O mahalle de
Aynasızların.......
Yol,bel kesemediği
Yiğitlerin diyarında;
Düş görür gibiyim
Külhanların kervanında.
Adanalı olmak,yetmiyor
Adanalı doğmak,gerekiyor.
Mirza çelebi de
Adam gibi,adam olmak!
Efendilik istiyor.......
Ölüm dediğin,neki gülüm?
Ha, trafik kazası,
Ha,bir deprem,
Yada,bir körkurşuna
Gitmenin sevdası;
Ölüm,öte yamaç da değil
Ölüm,beri yaka da....
Ölüme de,çalım atmak
Yiğitlerin diyarı,
Adana da.....
Bunları duyuşum,
Bunları görüşüm,
35 yıl öncesiydi.
Şimdiler de,serçe misali
Düşlerin,otobüsü gibi!
Uğrayıp da,uçtular.
Geçmiş tarihin,
Tozlu sayfalarına,gizlendiler.
Kâh Ceyhan da
İsmail Topçular,
Orhan Yorgancılar
Kâh Adana da,
Bir mahalle de;
Bir kahve de
Ara sıra,açıldılar
Okundular,anıldılar
Geriye,tozlu raflara
Kaldırıldılar.
Testinin,birgün kırılacağını
Hiç unutmadılar,
Tetikte yaşadılar.
Su testisiydi,gün oldu
Su yolunda da,kırıldılar.......
İsmet Özdemir gibi! ?
İskenderun da;
Bir deniz kenarında
Balıkçı lokantasında.
Cabbar Ağzıdeli gibi! ?
Yalak da;
Köy meydanın da.
Asfalt Rıza gibi! ?
Taş köprü de,Adana da
Vuruldular.
Vuruldular,ama kaçmadılar
Kitapta yeri yoktu ki,
Kaçacak delikte,aramadılar.
Yürüdüler,sıkılan kurşunlara
Yıkılana dek yürüdüler....
Ölüme dahi güldüler
Garipti kahpe dünya! ?
Vuranlar,hep kaçtı.
Vurulanlar,
Meydanlar da kaldı,
Sokak ortasın da,
Boylu,boyunca
Ölülerinden bile korktular;
Onlar ölürken bile
Yedi düvele,nam saldılar.
Koçum işte onlar!
Doguştan Adanalıydılar...
Sonradan olmadılar..
Gerçek külhan...
Gerçek kabadayıydılar.






Kommentar zu dieser Seite hinzufügen:
Ihr Name:
Ihre E-Mail-Adresse:
Ihre Homepage:
Ihre Nachricht:

 
  Bugün 40983 Besucherkişi burdaydı!  
 
=> Willst du auch eine kostenlose Homepage? Dann klicke hier! <=
Beyoglu Bir Baska Alem